3 Ağustos 2007 Cuma

STK Dönemsel Projeleri

Üniversite 4’e geçtiğim yazdı. Ağustos ayıydı. Otobüs biletimi günler öncesinden almama rağmen, son ana kadar gitmekte tereddüt etmiştim. En çok hissettiğim duygu korkuydu, ikincisi ise endişe. Ülkemin kuzey doğusuna ilk kez ayak basacaktım. Birkaç aydır gönüllük yaptığım bir sivil toplum kuruluşunun (STK), kuzey doğudaki bir ilçede gerçekleştirdiği eğitime destek projesine katılıyordum. Bu, gençlerin boş zamanlarında da gönüllülük yapmasını amaçlayan bir dönemsel yaz projesi idi. Orada görev almak isteyen gönüllüler, projeyi ortaya çıkartan ekibe özgeçmişini ve niyet mektubunu yolluyordu. Ekip, başvuran kişiler arasından bir seçim yapıyor ve seçtiği kişilerin listesini internet haberleşme grubundan duyuruyordu. Bu eğitime destek projesine ben de başvurmuş ve seçilmiştim. Gittiğimiz yerdeki tüm konaklama, ulaşım ve yemek masraflarımızı STK’mız karşılayacaktı. Değişik bir deneyim için iyi fırsattı. Ben İngilizce derslerine girecektim; benim adıma bir nevi staj da olacaktı.

Yine de korkuyordum. Oraya gitmek istediğimi kararlılıkla aileme bildirmeme rağmen hani sanki biri ‘gitme’ dese, gitmeyecektim de gururuma yediremiyordum. Bu yüzden otobüse bindim ve bizimkilere camdan baka baka terminalden ayrıldım.

Vardığımda proje sorumlusu beni karşılamak için otogarda hazırdı. Hastanenin misafirhanesinde kalacaktık. Valizimi taşımama yardım ederek beni oraya götürdü. İlçe bağlı olduğu ilden daha gelişmiş ve büyük görünüyordu. Üstelik turistikti. Hani biz doğunun herhangi bir yerine ayak basmaya korkuyoruz ama orada elin İtalyanları, Japonları sokaklarda dolaşıyor, bu duruma alışan yöre halkı onlardan kazanç elde etmek için açtığı çeşitli mekanlarda umarsızca oturuyordu. Böyle bir projenin gelişmeye daha muhtaç bir yerde yapılmasının daha faydalı olacağını düşündüm.

Dersleri, ilçenin bir ilköğretim okulunda gerçekleştirecek; 3 hafta boyunca origami, ebru, İngilizce, matematik, Türkçe, fizik, kimya, tarih, spor vb dersler verecektik. Dersleri gerçekleştireceğimiz yer bir ilköğretimdi. O zaman okulun bakımlı ve el yapımı materyallerle dolu olması dikkatimi çekti. Daha sonra okul öğretmenlerinin fotoğraflarını gördüm. Genceciklerdi. Şimdi anlıyorum ki onlar benim gibi yeni mezun öğretmenlerdi ve asıl eğitime destek projesini onlar gerçekleştirmişti. Söylemeli, biz oraya farklı bir şeyler götürmemiştik, çocuklar zaten bizim tahmin ettiğimizin aksine bizim gibi çağdaş öğretmenlere sahipti. Projenin tek yararı bizim oraları görmüş ve farklı bir deneyim kazanmış olmamızdı. Tek taraflı bir dönüşümdü elde kalan.

Bizim oralarda bir proje gerçekleştirseler de aynı şey olur. Biz o küçük köy okulunda gerçekten çok şeyi değiştirmeye çalışıyoruz. Büyük çaba sarf ediyoruz. Evlere gidiyoruz, halkla konuşuyoruz. Çocukların ufkunu elimizden geldiğince açmaya çalışıyoruz. Okula kendi bilgisayarlarımızı götürüyor, mesela Buz Devri’ni izletiyoruz. Asıl toplumsal sorumluluğu biz gerçekleştiriyoruz. İnsan başa gelince anlıyor.

2 Ağustos 2007 Perşembe

Bir Sürü Şey Yapmak İstiyorum

Doğuda olmanın psikolojisiyle tatil bitmeden her şeyi yapmak istiyorum. ‘Doğuda olmanın bir ödülü olmalı’ diye düşünüyorum ister istemez. Sırf bu psikoloji yüzünden annemlerin oturduğu yer de deniz kenarı olmasına rağmen deniz kenarında güzel bir yere tatile gitmek istiyorum. Gerçi bir de ‘artık para kazanıyorum, yaparım tabii, yapmalıyım’ düşüncesi var. Sonra, para harcamak istiyorum çünkü orada istesem de alacak bir şey bulamıyorum. Okulda giyecek bir şeyler almam lazım ama tatilde okulu hatırlamak istemediğimden elim ne zaman öyle bir şeye uzansa hemen geri çekiliyor. Güzel mekanlara, değişik yerlere gitmeye çalışıyor, bir yandan da ailemle vakit geçirmek istiyorum. Dinlenmek istiyorum ama zamanımı boşa harcadığım düşüncesi dinlenmeme fırsat vermiyor.

Sonuç: Her şeyi yapmak istediğim için pek bir şey yapamıyorum. Tatilin yarısı bitti bile.