22 Mayıs 2008 Perşembe

Annemin Ziyareti

Atamam doğuya ilk çıktığında, neyle karşılaşacağımızı bilmediğimiz için, annemi yanımızda getirmemiştik. Böyle düşünen yalnızca biz değilmişiz ki ayak bastığımızda öğretmenevi, tam bir "babalar ve kızları" cennetiydi. Daha sonra, benim burada yaşayacağıma alışma süreci, benim buraya alışma sürecim, mesleğe ısınma sürecim, tuhaf arkadaşlarımı tanıma sürecim, mesafe uzaklığını kabullenme süreci ve daha bir çok sürecin aşılması beklenirken ikinci eğitim-öğretim dönemi bitti ve ben, annemin yanıma gelmesine fırsat kalmadan, yaz tatiline girerek memlekete döndüm.

Yaz tatili boyunca ailecek yoldaki tarihi ve turistik yerleri geze geze çalıştığım yere gitme fikrini düşünürken eylül geldi, ben tek başıma otobüsle buraya vardım.

Eve çıksam mı, eve tek başıma mı çıksam, anlaşabileceğim birini bulabilir miyim, ebeveynlerim eve çıkmadan önce mi gelseler, çıktıktan sonra mı düşünceleri ile ev arkadaşı bulup eve yerleşme süreci, eve ve ev arkadaşına alışma sürecinin çözümlenmesi beklenirken kış geldi ve ben annemin kış soğuklarında yanıma gelmesini istemedim. Kışın geçmesini bekleme süreci, tiyatro çalışmalarının bitmesini bekleme süreci ve yazmaktan yorulacağım pek çok sıkıntılı süreçten sonra nihayet annem mayıs ayında beni on günlüğüne ziyarete geldi.

O arada yeni bir fotoğraf makinesi almayı başarabilmiş olduğum için çok şanslıydı.

Evimi gördü, hatta onu biraz daha düzene soktu; arkadaşlarımla tanıştı; ilçeyi tanıdı, çarşısını gezdi, vakit geçirdiğimiz yerleri gördü; komşu ilçeyi tanıdı; okulumu ziyarete geldi; kısacası içi rahat etti. Bizler ne kadar anlatsak da, görmeden insanların aklında gerçekçi bir şey oluşmuyor. Şimdi onun oluştu, buraların haberlerdeki gibi olmadığını gördü.

Annem burada kaldığı süre boyunca bana, kendi ayakları üstünde duran bir yetişkin olduğumu hissettirdi; çok mutlu oldum. Emekli öğretmen olan annemle sokaklarda dolaşırken artık "şu hocahanımın kızı" değil de "şu hocahanımın annesi" olarak anılmamız ise bana ayrı bir gurur verdi.

Gitmeden önce ona "müessesemizin armağanıdır" diyerek burada çektiğimiz fotoğraflardan oluşan bir CD hazırladım. Otogarda aşağıdan el sallarken yanımda on gün kalmış olduğuna hala inanamıyordum.

10 yorum:

Bekriya dedi ki...

insan tanıtılma şekli değişince önce bi garip geliyo sonra pek bi hoşuna gidiyor değil mi?

Adsız dedi ki...

kardeş çok merak ediyorum doğunun neresindesin sen ya?kime göre,neye göre doğudasın?başlangıç noktan nere?mesela biz tatvandayız,bura sana göre ne kadar doğu?yoksa sen bize göre daha mı batıdasın?doğu var doğucuk var...ya kusura bakma,ara ara takip ediyoruz sayfanı merakımızı cezbetti gerçekten nerede olduğun.biz de senin gibi öğretmeniz,üstelik yiboda çalışıyoruz.şu an nöbetçi olduğumuz için hafif agresifiz.(pınar)

Suricata dedi ki...

Bekriya,
Hoşgeldin :) Blogunu çeşitli sebeplerden dolayı ziyaret edemiyorum, affet.
Gerçekten hoşuna gidiyor insanın yetişkin olmak...

Suricata dedi ki...

Pınar,
Meslektaşlarımın blogumu ziyaret ediyor olmasına sevindim. Hemen sorularını yanıtlayayım:

İlk olarak,
Sen dahil herkesten daha doğuda ve tehlikeli bir yerdeyim ama iyimserim.

İkinci olarak,
Tatvan'a çok güzel diyorlar, umarım bir gün görme şansı yakalarım. Yanlış hatırlamıyorsam Tatvan-Van arasında trenli vapur seferleri vardı. Van kocaman yer, gidebiliyorsanız şanslısınız.

Son olarak,
YİBO'da çalışmak gerçekten zor iş.
Hepinize kolaylıklar diliyorum..

tomar dedi ki...

ağlamışındır sen...:)
zeynep/Ankara

Suricata dedi ki...

Valla Zeynep,
Ben de ağlayacağımı sanıyordum :) ama ağlamadım. Annemle babamınsa burada çektiğimiz fotoğraflara baktıkça gözleri doluyormuş.

Bekriya dedi ki...

hoşbuldum :) ben ara ara ziyaret ediyorum ben ama yorum bırakmamışım heralde :))

bana uğramaman sorun değil sen rahat ol :))

Suricata dedi ki...

Anlaştık o zaman :)

Dikkat! biyo var ! dedi ki...

Ah suricata neden benim zamanımda blog yoktu hatta internet yaygın değildi diye hayıflanıyorum:/
Ben de "eğer burası bildiğimiz gibi bi doğuysa annem tövbe bırakmaz ben burada"diye batmana getirmemiş dayımla gelmiştim:)

Ben yerleşince ve buraların hiçte anlatılanla rgibi olmadığını görünce annem-kızkardeşim ve babamı o zaman 4 kız paylaştığımız evimize davet etmiştim.Koca kolilerle geldiler.5 gün kaldılar.Aynı annenle olduğu gibi bol bol gezdik tozduk,japon pazarından bissürü alışveriş yaptık,bol bol et yedik:)Vali kebabı,baklava,tatlı,mırra neler neler.Annemlerin motoru bozana kadar uğraşmıştım.

Babam hesaba uzanırken"hoop hemşerim,nööölüyos,burda senin paran geçmez aslanım.Ver bakiim o hesabı sen bana,çağırmayım şimdi benim hayrullah,hamdullah,mizgin,sizgin,
izgini,hişş akıllı ol"diyordum :)))

Ben de onları uçağa bindirirken kalbimi de götürdüklerini farketmiştim.Annem"ağlama oldu mu yavrum"deyip binerken bende artiz artiz:
-"Ne ağlayacam huleynn,gidin kına yakçem,iliğimi kemiğimi sömürdünüz benim,gitti 2 aylık maaaşım:)" dedim amaaaa uçak havalanınca içime kükremiş bi aslan kaçmış gibi hönküre hönküre ağlamıştım.:(((

Sende gençliğimi görüyorum suriciğim.Ve neden bilmem seni çok seviyorum.....

Biyo

Suricata dedi ki...

Biyo, ne güzel sözler bunlar. Teşekkür ederim :)

Bu arada, benim de bayağı param gitti ama bizimkilere çaktırmıyorum ;)